BİZİ TAKİP EDİN

FacebookTwitterRSSLinkedInYoutube

E-Posta Aboneliği

Ekleyen: - 21 Kasım 2010. Kategori: ANADOLU'NUN CESUR YÜREKLİ KADINLARI. Bu yazıya yapılan yorumları RSS üzerinden takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir veya geri izlemede bulunabilirsiniz.

Cesur Yürekli Kadın – Gülizar Gülcan

ANADOLU’ NUN CESUR YÜREKLİ KADINLARI – 9

CESUR YÜREK: GÜLİZAR GÜLCAN

“Oğlum için yaşıyorum”

Gülizar Gülcan

Gülizar Gülcan

– Gülizar Gülcan, Bolu-Mengen doğumlu. Dokuz kardeşi ile birlikte sevgi dolu bir ailede büyüdü. Çocukluğu babasının marangoz atölyesinde ve tavuk çiftliğinde geçti. Çocuklarının hepsi ile tek tek ilgilenen babası onların iyi eğitim almaları için çabalarken annesi dokuz çocuğun yemeği, evin düzeni ve çiftlik işlerinin sorumluluğunu üstlenmişti. Birlikte edilen kahvaltılar, sohbetler, bayram telaşları Gülizar Gülcan’ın unutamadığı günlere damgasını vuruyordu.

Öğretmen olan dedesi ve dönemin siyasetçilerinden Turhan Feyzioğlu’nun aşçılığını yapan anneannesi çocukluk anılarında çok önemli yer  tutuyordu. “İlk muzu anneannem sayesinde tattım. Hatta anneannem ‘kabuğunu soyup öyle yiyin’ diye bir not yazmıştı. Onu hiç unutamam” derken yıllar öncesinde kalan güzel günlere dönen Gülizar Gülcan dedesi sayesinde de Atatürk hayranı olmuştu.

“Dedem öğretmen olduğu için hepimizin okumasında büyük rol oynadı. Çok kültürlü bir insandı. Atatürk’ün yazmanıydı. Onunla birlikte olduğu için her fırsatta bize  Atatürk’ü anlatır, onun sayesinde ülkemizin çok iyi yerlere geleceğini söylerdi. Ben daha çocuk yaşlarda Atatürk’e aşık olmuştum.”

Ufacık tefecik olduğu için ilkokul birinci sınıfa başlarken alınan önlüğünü beş yıl boyunca giydiğini söylerken çocukluğunun coşkusunu yaşayan Gülizar Gülcan, okulun sakin ve çalışkan öğrencilerindendi. Ortaokulda atletizm takımına seçildi. 1500 metre bayanlar koşusunda okuluna birincilik kazandırırken voleybol takımının da değişmez oyuncusu olmayı başarmıştı. Bolu Zübeyde Hanım Kız Meslek Lisesi Kimya Bölümünü bitirdiği zaman hayatının önemli kararlarından birini aldı. Üniversitede okumak   yerine, çocukları çok sevdiği için ablasının çocuğuna bakmayı seçti. İki yıl boyunca yeğeni ile ilgilendi. Yaz aylarında da bir ahbaplarının butiğinde çalışarak boş zamanlarını değerlendirdi. Ardından Ankara’ya ablasının yanına gidip ihracat ile ilgilenen bir firmada dört yıl boyunca çalıştı. Eniştesinin tayini çıkınca da yeniden ana baba evine, Bolu’ya döndü. Artık yirmi dört yaşındaydı ve evlilik çağı gelmişti. Görücü usulü evliliğe karşı olmasına rağmen, tanıdıkları bir ailenin önerisi ile eşi Erdal bey ile tanışıp evlendi. Zonguldak’a kayınvalidesinin evine gelin gitti. Oğlunun doğumundan sonra da eşinin işi nedeni ile Ürgüp’e geldiler. Gülizar Hanım eşi ve oğlu ile mutlu bir yaşam sürerken 1996 yılında hayatı kâbusa dönüştü.

Gülizar Gülcan

Hayatının anlamı, yaşam sevinci oğlunun trafik kazası geçirdiği haberi ile yıkıldı…

“Oğluma çok düşkündüm. Çok zeki bir çocuktu. Onun ölümü ile benim için hayatın bittiğini düşünüyordum. Depresyona girdim, ufak bir felç geçirdim. Psikolojik tedavi için doktora  gidiyordum. Bendeki öyle bir yıkımdı ki sonunda doktoru bile çıldırttım. Bir gece rüyamda oğlumu gördüm. ‘Anne artık kalk ve dışarı çık. Senin ağlamanı istemiyorum’ dedi.   O gün oğluma söz verdim. Hep bakımlı olmamı isterdi. ‘Sana söz veriyorum, senin için yaşayacağım’ dedim.”

Yaşamındaki tek pişmanlık başka çocuk doğurmamak oldu. Önceleri çocuk doğurmamasının nedeni biricik oğlunun “anneciğim ben sana yetmiyor muyum?” sözleriydi. Sonrasında da yeni bir çocuk fikrine hazır olamaması… Üç kez hamile kalıp düşük yaptıktan sonra vazgeçti ve tüm sevgisini yeğenlerine yöneltti. Onaltı yeğeninin “cici annesi” oldu.

Sürekli ağlayıp çevresindeki insanları rahatsız etmek yerine acıyı içinde yaşamaya karar verdi. “Acı benim acım, kimse benden daha çok üzülemez. Ben ölünceye dek oğlum benim içimde yaşayacak” diyerek yeniden hayata tutundu… Bir süre sonrada gelen bir teklifi değerlendirerek ortağı ile birlikte giyim mağazası açtı.

İşe küçük bir sermaye ile başladılar. Ortağı ile el ele verip zorlukların üstesinden geldiler. Her geçen yıl yeni bir şeyler kattılar. Dükkânlarına Gülizar Gülcan’ın yeni  hayatını simgelercesine “New Life” ismini koydular. Şimdi Ürgüp’ün en büyük giyim mağazası ile yollarına devam ediyorlar.

Hırslı olmamakla birlikte, başladığı işi en iyi şekilde yapmayı hedefleyen Gülizar Gülcan için paradan çok daha önemli değerler var. Evlat acısını yaşamanın zorluklarına rağmen, oğlunun hatırına yeniden hayata tutunan Gülizar Gülcan, adı gibi hayata gülümseyerek bakıyor. Oğlu Erol ile yaşadığı dokuz yılın kendisi için doksan yıla bedel olduğunu söylerken,  çocuklarımızı çok sevmemizi, onlarla geçirilen her dakikanın değerini bilmemizi hatırlatıyor… Ve kayıplar karşısında yıkılıp yok olmak yerine ayakta durmanın gerekliliğine dikkat çekiyor.

“İnsan, hayatında çok önem verdiği değerleri kaybettiği zaman bile oturmamalı. Sevgi ile her şeyin halledilebileceğini düşünüyorum. Yaşama üretmek için geliyoruz. Bizim asıl görevimiz bu… Üretkenliğimizi çalışarak, ekonomiye katkıda bulunarak sürdürebiliriz.”

Bir sonraki öykü….

Cesur yürek: FADELA DİRİK

…..Ankara’da uçaktan iner inmez derin bir soluk aldı. O günlerden hatırladığı, aldığı nefesle birlikte  Ankara’nın kirli havası yüzünden burnunun simsiyah olmasıydı. Aynı gün “imam nikâhı” kıyıldı ve eşi ile birlikte kayınvalidesinin evinde yaşamaya başladılar.

KadınMedya.com | Nural Okanar

Bu yazıyı paylaş

Facebook Yorumları

Cesur Yürekli Kadın – Gülizar Gülcan için yapılan yorumlar

  1. kadriye demir

    22 Kasım 2010 - 15:53

    okuduklarım karşısında şaşkın bir hüzün içindeyim…sen küçük dev kadın sibel, şimdi anlıyorum o pozitif gülen,her tarafa neşe saçan yüzünü..! cesaretine hayran oldum,büyük bir örneksin..her zaman yolun açık olsun…

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş