BİZİ TAKİP EDİN

FacebookTwitterRSSLinkedInYoutube

E-Posta Aboneliği

Ekleyen: - 01 Mayıs 2011. Kategori: RÖPORTAJ. Bu yazıya yapılan yorumları RSS üzerinden takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir veya geri izlemede bulunabilirsiniz.

Doç. Dr. Salim Aydüz ile 1001 İcat

1001 İcat Dünyamızdaki İslam Mirası

Doç. Dr. Salim Aydüz ile 1001 İcat

Doç. Dr. Salim Aydüz

İngiltere merkezli Bilim, Teknoloji ve Medeniyet Vakfı’nda görev yapan Doç. Dr. Salim Aydüz’e göre en büyük silahımız medeniyetimiz

Bilim, Teknoloji ve Medeniyet Vakfı (Foundation for Science, Technology and Civilization) tarafından Londra’da Bilim Müzesi’nde açılan ve 500 bin kişi tarafından ziyaret edilen 1001 İcat Sergisi, geçen yıl İstanbul’da da düzenlendi. Ardından sergideki eserler 1001 İcat Dünyamızdaki İslam Mirası adıyla kitaplaştırıldı.

Bilim, Teknoloji ve Medeniyet Vakfı’nda uzman araştırmacı olarak görev yapan Doç. Dr. Salim Aydüz hem serginin hem de kitabın yardımcı editörlüğünü üstlendi. “Yeni Farabi’ler, Biruni’ler, İbn-i Sina’lar yetiştirebiliriz. En büyük silahımız medeniyetimiz” diyen Aydüz ile İslam âlimlerini ve icatları konuştuk.

KÜBRA DOĞRU & DOÇ. DR. SALİM AYDÜZ ÖZEL RÖPORTAJI

Salim AYDÜZ kimdir?

1990 Yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünü, 1994 yılında aynı fakültenin bilim tarihi bölümünde Osmanlı Astronomi tarihi ile ilgili teziyle yüksek lisans, 1998 yılında da Osmanlı Ateşli silahlar tarihi üzerine yaptığı tez ile doktora programını bitirdi. 1999 yılında Fatih Üniversitesi’nde çalışmaya başladı; 2000 Yılında doktora sonrası araştırmalar yapmak üzere Amerika’ya Indiana Üniversitesi’ne; 2003 yılında da İngiltere’nin Manchester şehrine giden Aydüz halen burada çalışmalarıma devam etmektedir. Pek çoğu Osmanlı bilim ve teknoloji tarihi konularına ait çok sayıda kitap ve makale çalışması bulunmaktadır. 2004 yılında Doçent unvanını alan ve halen Foundation for Science, Technology and Civilization (FSTC) kurumunda uzman araştırmacı olarak çalışan Aydüz 2010 yılında İstanbul’da açılan 1001 İcat sergisinin ve 1001 İcat Dünyamızdaki İslam Mirası (İstanbul 2010) isimli kitabın da yardımcı editörüdür.

Bilim insanı olma merakınız, araştırmacı kimliğiniz aileden mi geliyor? Çalışmalarınız nasıl başladı

Bilim tarihi çalışmalarına başlamam: Büyük Dedem etrafta Molla Şakir olarak tanınan bir insandı. Okumamda onun tesiri olduğu kadar halen Sakarya Üniversitesi’nde Profesör olan ağabeyimin de etkisi var. 1986 yılında İstanbul Ünv. Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünde eğitime başladım. Kitap merakımdan dolayı vaktimin önemli bir kısmını Beyazıd’daki Sahaflar Çarşısı’nda geçiriyordum. Bir gün kapıdan girdiğimde tam karşımdaki tezgâhta bir kitap dikkatimi çekti. Adnan Adıvar’ın (Halide Edip Adıvar’ın eşiydi) Osmanlı Türklerinde İlim isimli bu kitabı görür görmez aldım. Ve tam aradığım bir konu diye düşündüm. Konu üzerinde tabi başka ne bir kitap ne de bir çalışma var. Üniversitenin son sınıfında seçme ders ararken Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun vermiş olduğu Türk-İslam Bilim Tarihi ve Osmanlı Bilim Tarihi dersleri ile karşılaştım. Adeta altın bulmuş gibi sevindim ve her iki dersi de hemen aldım. Ekmeleddin Bey ile tanışmamızdan sonra bu alandaki ilgim daha da arttı ve daha lisans eğitimini bitirmeden ondan yüksek lisans yapma konusunda teklif aldım. Onun yönlendirmesiyle hem yüksek lisans hem de doktora çalışmalarımı onun yönetiminde 1998 yılında tamamladım. Tabi bu çalışmalarımı tamamlamamda başta Rahmetli Dr. Cevaz İzgi ve Doc. Dr. İhsan Fazlioğlu olmak üzere IRCICA (İslam, Kültür, Sanat ve Tarih Merkezi) ve İSAM’daki (İslam Araştırmaları Merkezi) çok değerli hocalarımın çok büyük yardım ve desteğini gördüm.

2000 yılında da Prof. Salim Al-Hassani ile tanıştım. Yeni kurduğu Foundation for Science, Techonolgy and Civilization (FSTC) kurumunda Osmanlı bilim tarihi konusunda çalışmalar yapmak üzere beni İngiltere’ye davet etti. Bu davete 2002 yılında bir aylığına cevap verebildim. 2003 yılının Ağustos ayında da uzun süreli çalışmak üzere İngiltere’nin Manchester Şehrine geldim. Burada daha önceden başlamış olan 1001 İcat projesinin başta Osmanlı bilimi olmak üzere İslam dünyası bilim tarihi çalışmalarına dâhil oldum. Proje 2006 yılında bir gezici sergi, bir kitap ve bir poster ile uygulamaya konuldu. Sergi ilk olarak Manchester’da açıldı. Daha sonra İngiltere’nin pek çok şehrini gezerek 2010 yılı Ocak ayında Londra Bilim Müzesi’nde Ağustos ayında da İstanbul’da açıldı. İstanbul’daki 7 haftalık süresinde 400.000’e yakın insan tarafından ziyaret edildi. İngilizce olarak yazılan kitap da bu sergi ile birlikte ilk defa İngilizce dışında bir dil olarak Türkçeye tercüme edildi. Projenin Türkiye ayağındaki çalışmalar tarafımdan organize edildi.

Bizden daha nice Fârâbî’ler çıkar

Gençlerin çoğu topçu, topçu ve oyuncu olmak istiyor. Siz ise bu ülkeden Farabi’ler, Cabir’ler çıkarmayı düşlüyorsunuz. Ütopya gibi…

Böyle bir söz söylerken bir taraftan FSTC tarafından başlatılan 1001 İcat: Dünyamızdaki İslam Mirası isimli projeye gelen olumlu tepkilerden diğer yandan da dünyada İslam dünyasındaki bilim tarihi çalışmalarına yönelik artan ilgiden hareket ediyoruz. 1001 İcat sergisi ve kitabının ulaştığı insanlardan gelen iki önemli yaklaşım şu şekilde. Öncelikle Avrupa’da yaşayan Müslümanlar ve Gayr-i Müslimler. Gayr-i Müslimler bu proje ile Rönesans devriminin Roma ve Yunan bilim mirasının ardından oluşan yüzlerce yıllık bir karanlık çağın ardından birden bire ortaya çıkmadığını, aksine İslam coğrafyasında söz konusu karanlık çağda son derece parlak bir Altın Çağ’ın yaşandığını görmüş oldular. Böylece bir muamma aydınlanmış oldu ve batı bilim adamları ve halk da karanlık çağ olarak adlandırılan binlerce yıllık bir boşluğun İslam bilim adamlarının çalışmalarıyla doldurulmuş olmasından çok memnunlar. Bugünkü modern hayatımızın arkasında ve hatta halen kullanmakta olduğumuz pek çok şeyde İslam bilim adamlarının katkılarının olduğunu öğrenmekten son derece memnunlar. Ve bir gün bir Londra dışındaki bir şehirde bir belediye başkanı bize “bize niye Müslümanların bu çalışmalarından bahsetmiyorsunuz” diye serzenişte bulunmuştu. Yine serginin bulunduğu bir şehirde sergiyi gezen bir Müslüman öğrenci sergi sonunda masanın üzerine çıkıp yüksek sesle “Artık ben de kendimi bir insan olarak görüyorum” diye bağırmıştı. Yani bu sergiyi gezdikten sonra toplum içinde sürekli dışlanan Müslüman gençler artık geçmişlerindeki başarılarla övünebiliyorlar ve kendilerini çok büyük bir medeniyetin temsilcileri olara görebiliyorlar. Bu onları çok ciddi bir “ÖZGÜVEN” ve “ŞAHSİYET, KİMLİK” veriyor. Aynı durumu ben İstanbul’daki sergide de gördüm. Sergiyi gezen insanların yüzünde memnuniyet ve şaşkınlık birlikte okunuyordu. Nitekim yedi haftalık sürede yirmi kadar ziyaretçi defteri dolduruldu ziyaretçilerden tarafından ve bunlardan en çok dikkat çeken ortak cümle “biz her şeyin batıdan geldiğini biliyorduk, meğerse hiç de öyle değilmiş”. Yazılan yorumlardan böyle bir sergi ile bizim insanımıza çok ciddi bir özgüven geldiğini ve atalarımız yakaladığı bu başarıyı biz de yakalayabiliriz düşüncesinin ciddi olarak hâkim olduğunu gördük. Geçmişteki başarılarımızın insanımıza anlatılmasıyla gelecekte de böyle bir başarının yakalanabileceği bilinci insanımıza verildiği zaman çok rahat bir şekilde yeni Fârâbî’ler Bîrûnî’ler İbn Sîna’lar gibi bilim adamları yetiştirebiliriz. Hiç şüphesiz bizim en büyük silahımız “Medeniyetimiz”. Bunu öne kendi insanımıza çok iyi anlatmalıyız ki kendi insanımıza özgüven gelsin ve sonra da başkalarına anlatmalıyız ki onlar da bize çok büyük bir medeniyetin mensupları olarak saygı duysunlar. Bunun için sadece tek taraflı olarak bizim çalışmalarımız yeterli değil tabi ki. Başta Milli Eğitim Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı olmak üzere tüm devlet erkânı sahip çıkar ve desteklerse bizden daha nice Fârâbî’ler çıkar ve çıkacaktır da.

Basında Bilim Muhabirleri olmalı

Gazetelerde “bilim muhabiri” çalışsın diye öneriyor Vakıf. Bu çok önemli. Peki, böyle bir projeniz var mı?

Biz İngiltere merkezli bir vakıf olduğumuz için bizim buradaki çalışmalarımız buradaki medyanın “bilim muhabirleri” tarafından yakın takip ediliyor ve yaptığımız işlerin değeri “doğru ve olması gerektiği şekilde” basına yansıtılıyor. Oysa Türkiye de basında bilim muhabirliği anlayışı olmadığı için yapılan işler olması gerektiği gibi yansıtılmıyor. Mesela bizim sergimiz ve kitabımız ile ilgili olarak yüzlerce olumlu haber yapıldı Türkiye’de ancak sergi sonrasında birisi çıktı olumsuz bir şey söyledi ve basın bunu hiçbir değerlendirmeye tabi tutmadan aynen yayınladı ve gerçekmiş gibi algılandı. Oysa bir bilim muhabiri olsaydı söylenilen haberlerin ne kadar doğru ne kadar yanlış olduğunu araştırıp ona göre yayınlardı. Bilim muhabirliği olmadığı için dünyada bilimsel alanda yapılan buluşların ve gelişmelerin de sadece “tercüme” olarak basında yer aldığını görüyoruz. Oysa her türlü bilimsel gelişme ve yeniliğin değeri ve orijinalliği nedir bunu bir süzgeçten geçirmeden yayınlamak bu alandaki haberlere olan ilgiyi de maalesef azaltıyor. Sıradan bir haber gibi okunup geçiliyor. Bilim muhabirleri konunun önemini bilip ona göre haberi cazip hale getirebilirler veya ciddi bir değeri yoksa ihmal edebilirler. Biz burada görüştüğümüz muhabirleri bu konuda bilgilendiriyoruz. Aynı durumun Türkiye’de de olması lazım.

Bir bilim festivali organize etmeyi düşündünüz mü? Gençlerin buluşlarını bu festivalde değerlendirip Yılın Genç Bilgini’ni seçmek gibi.

Azim 1001 İcat Sergisinin Türkiye’de kalması ve diğer şehirleri gezmeleri konusunda çok yoğun talepler aldık. Ancak serginin önceden planlanmış beş yıllık mekânları belli olduğu için bu taleplere olumlu cevaplar veremedik. Ancak bu taleplerin karşılanması için farklı arayışların olduğunu biliyorum. Bu sergi ile birlikte bilim festivali organizasyonu da söz konusu. Bununla birlikte okullarda veya serginin gezdiği yerlerde gençlerin buluşlara yönlendirilmesi ve onlara yaptığı buluşlardan dolayı ödül verilmesi projeleri de var tabi. Ancak bunun hayata geçirilmesi biraz zaman alacak.

1001 İCAT DÜNYAMIZDAKİ İSLAM MİRASI FOTO GALERİ İÇİN TIKLAYINIZ

Hem bir hanımdan bahsediyoruz hem de “adam” diyoruz ( S.2′de )

1 2 3 4 5

Bu yazıyı paylaş

Facebook Yorumları

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş